
The Friday the 13th Murders, uğursuzluğun psikolojisiyle gerçek suçun kanlı gerçeklerini aynı masada buluşturan, tüyleri diken diken eden bir belgesel-dizi. Her bölüm, 13’üncü Cuma’da veya o tarihin gölgesinde işlenmiş gerçek cinayetleri hem soruşturma kayıtları, acil çağrı sesleri ve adli raporlarla hem de minimal dramatizasyonlarla inceliyor. Yapım, “tesadüf mü, takıntı mı, plan mı?” sorusunu büyüteç altına alırken, triskaidekafobi (13 sayısı korkusu), toplumsal panik, medya etkisi ve kopya suç olgularını bilimsel ve kültürel perspektiflerden çözümlüyor.
Benim notum şu: Efsaneyi sömüren değil, söken; kurbanları hikâyenin orta yerine koyan; “tesadüf”e de “kader”e de mesafesini iyi ölçen bir yapım. Korku, merak, akıl… Üçünü aynı terazide tartabilen çok az iş var. Cuma planlarınızı gözden geçirin; ışıkları kısmayın… ya da kesin, ben karışmam. Sadece şunu bilin: Bu diziden sonra takvime bakışınız biraz değişecek. Belki de tek değişmeyecek şey, 13’üncü Cuma’da asansörde 13’e basmaktan kaçınmanız. Kim bilir, belki de gerçekten sadece bir sayı… ya da değil.
0 Yorum (Tarihe Göre)
Lütfen yorumlarınızı saygı kuralları çerçevesinde yapınız.Yorum yapabilmek için üye olmalısın.
Giriş Yap